PERSONA (1966)

PERSONA (1966)

“Persona” daha çok sinema tarihini yakından takip edenlerin anlayabileceği modern sinemaya yön vermiş muhteşem bir yapıt! Bir şaheser! İlk sahnesinden sonuna kadar özellikle Fight Club ve Muholland Dr. filmlerine olan etkisi görülen “Persona”‘nın senaryosu da itinayla işlenmiş. Filmde üstünde durulması gereken bir çok sahne var. Fakat özellikle üzerinde durulması gereken sahnenin ana karakterin zamanında yaşadığı ama pişmanlık duyduğu bir grup seks olayını sadece sözlü olarak anlattığı sahne olduğunu düşünüyorum. Çünkü sahne herhangi bir cinsel obje bulundurmamasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde sinema tarihinin en erotik sahnelerinden biri!  Her karesinde Ingmar Bergman kalitesini yansıtan ve tüm sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gerektiğine inandığım bu film kısaca türünün başyapıtı!
NOT: A

SMULTRONSTÄLLET (WILD STRAWBERRIES) (1957)

SMULTRONSTÄLLET (WILD STRAWBERRIES) (1957)

Ingmar Bergman’ın muhteşem yönetmenliğinin öne çıktığı “Smultronstället” hayatın anlamını ve geçmişi sıcak bir şekilde sorgulayan Ingmar Bergman klasiklerinden biri.
One of Ingmar Bergman’s many well-directed masterpieces, “Smultronstället” questions the meaning of life in a very warm way.
Oscar Adaylıkları

– En İyi Orjinal Senaryo

NOT: A-

FLICKAN SOM LEKTE MED ELDEN (THE GIRL WHO PLAYED WITH FIRE) (2009)

FLICKAN SOM LEKTE MED ELDEN 
(THE GIRL WHO PLAYED WITH FIRE)
(2009)
Bu sefer de Ridley Scott’ın “Hannibal”‘ını andıran konusuyla ilkinin gerilim düzeyini hiç bir şekilde yakalayamayan “Flickan som lekte med elden”in senaryosu da bir o kadar eksik ve boş olsa da kendini izlettiriyor. Filmin en büyük eksiği ise klasik devam filmi hatası olan sonunun üçüncü filme tamamen açık bitirmesi.
NOT: B

MÄN SOM HATAR KVINNOR (THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO) (2009)

MÄN SOM HATAR KVINNOR 
(THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO
(2009)
Gerilimi hiç bir şekilde düşürmeyen ve Thomas Harris’in “Silence of the Lambs’ etkileri taşıyan “Män som hatar kvinnor”‘da Noomi Rapace rolüne gerçekten çok yakışmış durumda. Ayrıca “Red Dragon” ve “Silence of the Lambs”‘den sonra izlediğim en iyi gerilim filmi. Filmde eksik olan tek şey ise yönetmenin ruhu.
NOT: A-

DET SJUNDE INSEGLET (THE SEVENTH SEAL) (1957)

DET SJUNDE INSEGLET 
(THE SEVENTH SEAL) (1957)
1000. filmim olma özelliğini taşıyan, Cannes Film Festivali’nde Juri Özel Ödülünü alan ve Altın Palmiye’ye aday olan “The Seventh Seal”, ölüm ile yaşam arasındaki pamuk ipliğine bağlı ince çizgiyi satranç oyununa benzeten bir Ingmar Bergman klasiği. Her sahnesi tekrar tekrar incelenerek izlenmesi gereken bu film, veba salgını olduğu zamanlarda ölüme karşı satranç oynayarak hayatını tekrar kazanmaya çalışan bir şovalyenin Tanrı’yı bulma arayışını gösteriyor. Yer yer aşka dair güzel repliklerin bulunduğu ve yönetmenin seyirci ile iletişime girdiği sahneler ise etkileyici. Adını son Yeni Ahit kitabından alan “Yedinci Mühür” kutsal kitapları koruma altına alan yedi sembolik mührü temsil etmektedir. Tekrar izlendiğinde değeri daha da artacak olduğuna inandığım bu film her sinema severinin izlemesi gereken bir yapıt. Ayrıca, ses kurgusu ve sanat yönetimi gerçekten görülmeye değer.

Cannes Film Festivali Ödülleri
– Jüri Özel Ödülü: Ingmar Bergman

Cannes Film Festivali Adaylıkları
– Altın Palmiye: Ingmar Bergman

NOT: A-